TÜRKLER’DE VATAN ANLAYIŞI

TÜRKLER’DE  VATAN ANLAYIŞI

Vatan; bir milletin üzerinde yaşadığı topraklara denir. Türk Milleti için vatan ,karnını doyurduğu bir toprak parçası değil ,atalarından kendine miras kalmış mukaddes bir yadigar ,ecdadının şehid kanı pahasına korunabilmiş kutlu bir varlık ,toprak altındaki ve üstündeki tarihi zenginliklerini ,Türk kültür  ürünlerini sinesinde saklayan bir hazinedir. Bu yönüyle vatan Türklerce kutsal sayılan bir anlayıştır. Türkler’in anayurdu Orta-Asya’dır. Burada ve dünyanın dört bir yanında Türkler bir çok devlet kurdular. Düşmanları Türkleri hiçbir zaman savaş meydanlarında yenemeyeceklerini anlamışlar ve başka yollar aramaya başlamışlardır. Bu yol “böl ve yönet” politikasıdır. Düşmanlarının ustaca kullandığı bu politika sonucunda bir çok güçlü ve hiç yenilmez zannedilen Türk Devletleri kısa zamanda parçalanmış ve yabancı hakimiyetine girmiştir. Bu durumda istiklaline düşkün olan Türk Milleti ,yabancı hakimiyetinde yaşamaktansa bilinmeyen yerlere göç etmiş ve oralarda  değişik adlar altında varlığını devam ettirmiştir.

Çeşitli sebeplerden dolayı 11.y.y.da Anadolu’ya gelmeye başlayan Türkler ,bu harap ülkeyi vatan haline getirmişler ve Anadolu’nun dört bir köşesine kendi damgalarını vurmuşlar ,burada Anadolu Selçuklu Devleti, Beylikler ,Osmanlı Devleti ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuşlardır. Osmanlı Devleti de yabancı entrikaları sonucu Mondros Mütarekesi ile yıkılmıştır. Anadolu da ellerinden alınmak istenince Türk Milleti kararını” Ya istiklal Ya Ölüm!” parolası ile açıklamış ve Misak-ı Milli’de tesbit edilen sınırlar 1922 yılı sonlarına kadar Türk Milleti’nin kanı ile çizilmiştir. Ama durum bununla da kalmamış ,dünyanın en güzel ülkesi olan Türkiyemiz üzerindeki oyunlar hiç azalmadan günümüze kadar gelmiştir. Çünkü Türkiye; coğrafi konumu, kıtalar arasında geçit olması yönüyle stratejik önemi, boğazlara sahip olması ,yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları ,en önemlisi de yaşayanların zengin bir tarihe sahip olması ile devamlı yabancı ülkelerin üzerinde gözü olan ve kendilerine uydu küçük devletlerin kurulmasını istedikleri bir ülkedir.

 Günümüz Türkiyesi’nde bu amaç için bölgeler arasında gelişmişlik düzeyi ön plana çıkarılıp doğulu-batılı ayrımı yapılmakta, çeşitli terör örgütlerinin faaliyetleri açıkça desteklenmektedir. Herkes tarafından iyice anlaşılmalıdır ki; terör ve gelişmişlik düzeyi ortadan kalksa bile “böl ve yönet” politikası yine devam edecektir. Çünkü başta komşularımız sonra diğerleri her ne kadar dost görünürlerse görünsünler Ortaçağ’daki Haçlı zihniyeti halen devam etmekte ve Sevr Antlaşması zaman zaman önümüze çıkarılmaktadır.

Bu durumda en fazla sorumluluk Türkiye’nin geleceğine sahip çıkacak olan gençlere düşmektedir. M. Kemal Atatürk “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel ve her şeyden evvel Türkiye’nin istiklaline ,kendi benliğine ,milli an’anelerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir”diyerek işaret edilen tehlikeye dikkati  çekmektedir.

Türk vatanın  ,milletinin ve milli birliğinin en büyük sembolü İstiklal Marşı’dır. M. Akif Ersoy “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmayı nasip etmesin”diyerek o kötü günlerin bir daha yaşanmaması için çalışılmasını belirtmektedir.

Şairin dediği gibi vatan;

“Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır.
“Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!”

YAZILAR  SAYFASI