TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ 4

TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ  4

Avrupa Birliği ülkeleri Gümrük Birliği, Malların serbest Dolaşımı, 4 özgürlüğün sağlanması, Ekonomik Entegrasyon aşamalarından sonra Siyasal Entegrasyon yolunda ilerlerken ortak bir anayasa için toplanmalarına rağmen 2003 yılı Aralık ayında ortak bir anayasa taslağı konusunda  karar alamadılar.

Ortak bir anayasada uzlaşamamalarının bir takım sebepleri var. Öncelikle Almanya ve Fransa gelecekte meydana gelecek Avrupa Birleşik devletlerine kendi liderliklerinde ve güdümlerinde devam etmesini istemektedirler. Bu durumda ABD’de Fransa’nın  ve Almanya’nın birinci sınıf ülke ve diğer devletlerinde ikinci sınıf üye olması söz konusudur.

AB Komisyon Başkanı Romano PRODI 2004 sonunda kadar AB anayasa taslağında bir uzlaşma olmaması durumunda iki vitesli AB’nin (İngiltere ve Fransa ) kaçınılmaz olacağını Almanya Başkanı Gerhard SCHRÖDER ise; “Anayasa Meselesi bu yıl içinde çözüldü çözüldü; yoksa biz başımızı alır gideriz.” şeklinde açıklama yaptı. 

Brüksel Zirvesinde üzerinde yaklaşık iki yıldan beri çalışan AB’nin “İlk Anayasası” liderlerden vize alamamasının sebebi acaba Türkiye mi ? Fransa bu konuya özel bir önem vermektedir. AB’ye üye olduğu takdirde 2050 yılında, 28 üyelik birlikte %12,3 oranında güce sahip olacaktır. Almanya’nın gücü %8,7, Fransa’nın %8,  İspanya’nın ise %4,7 oranında olacak, AB politikaları Fransa-Almanya ekseninde sürerken bu eksen Almanya-Türkiye eksenine kayabilir. Almanya ve Britanya Türkiye’ye 2005 yılında müzakere tarihi verilmesi konusunda destek verdiklerini açıkladılar, ancak Fransa’dan bu konuda hala bir açıklama gelmemiştir.

       Avrupa Birliği ile ilgili antlaşmalar genelde AB’ye üye olacak ülkelerin üye ülkelerle veya üye olacak ülkelerle sorunlarının tamamen ortadan kaldırılmasını ve birliğin devamı açısından bu konuya çok  önem vermelidirler.Bu nedenle 2004 yılı Mayıs ayında AB üyeliği için müzakere tarihi almak isteyen Türkiye’nin yine AB’ye üye olmak isteyen Kıbrıs ile Kıbrıs’ta iki toplum arasında sorunların çözülmesi istenmektedir. AB gelecekte birliği tehdit edecek  unsurlarının ortadan kaldırılmasını istemektedir.AB Komisyon Başkanı Prodi ; Türkiye’nin AB üyeliği için Kıbrıs konusunda şart koşmaktadır ancak üyeliği olumlu etkileyeceğini ifade etmektedir.

       Türkiye üyelik için tarih alsa ve gereken şartları tam olarak yerine getirse dem yine tam üyelik konusunda Avrupa Birliği ülkelerinden olumsuz karar çıkabilir ve bu konuda politik davranabileceklerini de göz ardı etmememiz gerekmektedir.

       11-12 Aralık’ta Brüksel’de AB konseyi’nde bir anlaşma sağlanamamasının ardından Fransa Başkanı Chirac, zirve sonunda verdiği demeçte, anayasa taslağı üzerinde anlaşma sağlanamamasının, AB’nin ilk 6 üyesinin (Fransa, Almanya, İtalya, Benelüx ülkeleri) öteki üyelerin sonrada katılabilecekleri bir ‘’öncü grup’’ oluşturarak AB’nin daha hızlı ve daha derinlemesine bütünleşen ‘’motor’’u alma rolünü üstlenmelerinin AB açısından belki en iyi çözüm olacağına dair inancını pekiştirdiğini söyledi.

       Bu durum AB’nin ‘’Eski ve yeni’’ Avrupa olarak bölünmesini akıllara getirmektedir.

       AB 1 Mayıs 2004’ten sonra 25 üyeli, 1 Ocak 2007’den itibaren de 27 üyeli bir klüp olacak, belki daha sonra 28 olabilecek.

       Almanya Dışişleri Başkanı Fischer. Türkiye’nin AB  üyeliğine destek vererek, bunun Avrupa için çok önemli olacağını, Türkiye’nin AB üyeliğinin füze savunma sistemi oluşturulmasından daha önemli önemlidir diyebiliriz’’ dedi.

Alman Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin yüzüne kapıları kapatılmaması gerektiğini belirterek; “Aksi takdirde bunun bedelini çok ağır öderiz.”  diyor.

Diğer yandan Almanya’daki koalisyon hükümetinin büyük ortağı SPD’nin Avrupa Parlamentosu seçimleri için belirlenen listesindeki bir numaralı aday olan Martin Schulz, Alman radyosuna yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB üyeliğinin “en erken 10 yıl içinde konuşulabilir” hale geleceğini söyledi.

Yine Schulz, Türkiye’nin üyeliğinin uzun vadeli bir proje olduğunu  ve bir sonraki Avrupa Parlamentosu döneminde çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ileri sürmektedir.

Sonuç olarak bizi ilgilendiren Kıbrıs konusunda acele karar verilmemesi ve bir oldu bittiye gelinmemesi gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Alınacak kararların ülkemiz için hayırlı olması dileğiyle...

YAZILAR   SAYFASI