TÜRKİYE – AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ 

TÜRKİYE – AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ 

Türkiye-AET ekonomilerin birbirlerine yaklaştırılması amacıyla gerek Ankara Anlaşması,gerekse Katma Protokol önemli politikaları öngörmüştür. Bunlar arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımı amacına yönelik hükümleri ortak rekabet politikasına ilişkin hükümleri, vergi konularındaki hükümleri, ticaret politikasıyla ilgili hükümleri mevzuat uyumu hükümlerini saymak mümkündür. Ancak bu politikalar, Türkiye/AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) ilişkilerine zaman içinde ele alınacak ve uygulamaya konulacaktır. Son 6 Mart kararları ışığında AB mevzuatından esinlenerek bu politikaların bazıları uygulamaya konmuştur. Yeni Türk Rekabet mevzuatını bu çerçeve içinde değerlendirmek daha doğru olur.

Dört özgürlük ve ortak politikaların uyumunun amacı, orta ve uzun dönemde Türk ekonomisini AET ülkelerinin ekonomileriyle entegre etmek ve Türkiye’nin AB’ ne tam üyeliğine katkıda bulunmaktadır.Tam üyelik konusu “siyasi kararı” gerekli kılan bir üst yapı kurumudur. Türkiye tam üye olmak amacıyla 14 Nisan 1987 tarihinde AT’na resmen başvurmuştur.

Türkiye'nin  Gümrük Birliğinden Beklentileri

1 Ocak 1996  tarihinde  yürürlüğe giren gümrük birliğinden  beklentileri  o tarihlerde şöyleydi;

*Gümrük birliği, Türk insanı için yeni bir yaşam biçimi demekti.

*Gümrük birliği, kaliteli malın ucuza alınması  imkanını getirecektir.

*Gümrük birliği, rekabetin iç dinamikleri sonucunda enflasyonu aşağıya çekecektir.

*Gümrük birliği,AB tarafının haksız biçimde uyguladığı kotalarının kaldırılması sonucunu doğuracaktır.

*Gümrük birliği,çağdaş hukuk düzenlemelerinin kabulünü gerekli kılacaktır.

*Gümrük birliği,özellikle sanayi üretiminde Avrupa ve dünya standartlarını  yakalamamızı sağlayacaktır.

Gümrük birliği,yabancı sermaye ve teknolojinin Türkiye’ye çok daha yoğu biçimde gelmesini sağlayacak ve istidamı arttıracaktır.

Tüketici bilincinin toplumda yerleşmesini sağlayacaktır.

Uluslararası düzeyde, özellikle de finans kuruluşları nezdinde Türkiye’nin kredibilitesini arttıracaktır.

Avrupa ile bir dönemde kopuk olan siyasal ve ekonomik diyalogun çok daha etkin biçimde yeniden kurulmasını sağlayacaktır.

Miktarı tartışılsa da AB tarafından mali yardım sağlanmasını gerekli kılacaktır.

Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasında ekonomik entegrasyonu sağlayarak, tam üyelik şeklindeki ‘’siyasal bütünleşme’’ olgusuna katkıda bulunacaktır.  

Günümüzde bu beklentilerin bir bölümü gerçekleşmiş,bir bölümü ise beklentilerin aksine gerçekleşmemiştir.

Türkiye’nin bu olumlu beklentilerine karşın, gümrük birliğinin bazı olumsuzlukları da beraberinde getireceği  tahmin edilmekteydi. Bu olumsuz etkilere de göz atarsak;

-Gümrük vergilerinin AB çıkışlı mallara karşı kaldırılması ve AB’nin üçüncü ülkelerden gelen mallara karşı uyguladığı düşük düzeydeki vergilerden oluşan “Ortak Gümrük Tarifesi” (OGT)’ne uyup Türk kamu maliyesi açısından önemli “vergi kaybını” beraberinde getirmektedir

-Gümrük birliğine giriş sonrasındaki ithalat artacak, ihracat ise azalacaktır. Dolayısıyla,ihracatın ithalatı karşılama olayı da düşecek ve dış ticaret dengesi bir ölçüde bozularak “makas” açılacaktır

-Özellikle de KOBİ’ler, gümrük birliği karşısında güç durumda kalabileceklerdir. Bu açıdan üretim büyüklüklerine ulaşmalarında, kısaca birleşmelerinde yarar vardır.          

Gümrük Birliği, kimi hassas sanayi sektörlerimiz için (özellikle otomotiv, elektronik ve gıda sanayi) ileri teknolojilere sahip AB ürünleri karşısında özgür rekabetin yaratacağı sorunları da beraberinde getirecektir.

YAZILAR   SAYFASI