TATAR SÜRGÜN HATIRALARI

TATAR  SÜRGÜN  HATIRALARI

    Tatar  sürgününden  50  yıl  sonra,  sürgün  operasyonunan  katılan A. Vesnin "Prikaz Vıpoinen" (Emir Yerine Getirildi) isimli kitabının 70. sayfasında operasyonu söyle anlatıyor: "Yanımızda NKVD'den bir subay, bir çavuş ve bir de onbaşıyla bir iki saatlik yolculuktan sonra, 18 Mayıs gecesi saat 03.30'da Oysul köyüne vardık. Saat O4'de operasyonu başlattık ve her eve girerek, "Sovyet iktidarı adına vatana, ihanetten dolayı hepiniz SSCB'nin başka bir bölgesine sürüldünüz" diye anons yaptık." Her aile için yanlarına alacakları eşya ağırlığını 200 kilo olarak belirledik. (Stalin'in imzasını taşıyan kararname ise 500 kg. olarak belirtiliyor.) Kamyonlarda insana yer kalması için her türlü evcil hayvanı yasakladık. En kötüsü, NKVD'li yetkililer hiç durmadan toparlanma zamanını kısıyorlardı. İnsanlara 20 dakikanız var çabuk olun, yanınıza müsaade edilen eşyayı alın diye hiç durmadan bağırıp çağırıyorlardı. Operasyon çok iyi örgütlenmişti. Her şey dakikası dakikasına işliyordu. Bir defada tüm köy halkını kamyonlara doldurduk ve en yakın tren istasyonu Sem Kolodeze'ye gönderdik."

    Acıyatmak köyü sakinlerinden Tenzile İbrahimova ise, 1966 yılında 23. Parti Kongresinde sürgüne şöyle tanıklık ediyordu: "18 Mayıs gecesi NKVD'li yetkililer üç çocuğumla beni uykumuzdan saat 3 sularında kaldırdılar. Evi boşaltmamız için 5 dakika verdiler. Vahşice davranıyorlardı. Yanımıza yiyecek dahi aldırmadılar.Gün boyu yemek yemeyen çocuklarım açlıktan ağlaşıyorlardı. Köyü tamamen boşalttılar... Ben  evde çocuklarımla yalnızdım. Çünkü eşim cephede Nazilere karşı savaşırken yaşamını yitirmişti: Tenzile İbrahimova yolculuğu ise şöyle anlatıyordu: "Semarkant bölgesindeki Zerabulak istasyonunda biten yolculuk 24 gün sürdü. Bölge halkından kolhoz için toplanmış kağnı arabalarını tamir etmeye zorlandık, aç çalıştırıldık. Açlıktan birçok  insanın bacaklarında tabak hastalığı çıktı. Aynı çalışma kampında bizim köyden benimle birlikte 30 aile vardı. Her beş aileden ikisi açlık ve hastalıktan öldü."

    Tenzile İbrahimova gibi eşini cephede kaybeden ve sürgün edilen diğer bir Tatar kadın 1979 yılında yolculuğu şöyle dile getiriyordu: "Vagonlar tıka basa doluydu. Açlık ve havasızlıktan insanlar sinekler gibi ölüyordu. Yolculuk boyunca ne bir yudum su, ne bir lokma ekmek verdiler. Geçtiğimiz ve durduğumuz her tren istasyonunda, vatan hainlerini taşıyoruz diye bölge halkını bize karşı kışkırttılar. Hemen her yerde vagonlarımız taş yağmuruna tutuldu. Vagonlarda ölenleri dini inançlarımıza göre gömdürmediler. Sadece, vagon kapılarını açtılar ve ölülerini demiryolu kenarına attılar. Vagon kapıları sadece ölüler atıldığı sırada açılıyordu. Kapılar yaşayanlara ise ancak Kazakistan steplerinde açıldı."

SOYKIRIM  ÖRNEKLERİ