KAR  ÇİÇEKLERİNE  FATİHA

Rus  kafkas  ordusu  Kurmay  Başkanvekili  Dük  Alekssandroviç Pietroviç,  elindeki  dürbünü  gözlerinden  çekemedi,  bıraktı  adeta ve  bağırdı:

-Delirmiş  bu  Türkler,  delirmiş...Böylesi  açık  hedef  olunur mu?Türkler  gibi  asker  yoktur,  doğru  ama, bu  ne  acemilik,  bu  ne  akılsızlık...Mevzilenmeye  ihtiyaç  duymadan,  açık hedef  olmuşlar....

Yıllardan  1914’tür,  günlerden 23  Aralık  Cuma..Bizim  cepheden  ateş  açılmaz..Ruslar  yürürler..

Binbaşı Mustafa  Nihat, Enver  ve Hafız  Hakkı  Paşalar’dan   aldığı  emrin  akıl  işi  olmadığını   bilir  de,  ağzını  açmaz...Türk’ün  askerlik  namusu,  itiraz  kelimesini  silmiş  lügatinden..Sarıkamış’ı iki  gece  evvel   işgal  etmişiz.Kolordumuz  erimiş...Ve  karşı  saldırı  sonucu   çekilmişiz.Mustaf  Nihat  Bey  ve  emrindeki  79  kahraman  dörtyüzmetrelik   measfeyi   sekiz  saatte  alırlar.Hedefe  vardıkları  zaman artık  18  kişidirler.Mevzilenmek  isterler,  nasip  olmaz.Olmamıştır  herhalde  ki  gece  yerini  sabah  ışıklarına  terk  ettiği  zaman  Rus  Kurmay  Başkanı  Pietroviç  şakınlık  içinde   önce  ateş  emri  verir.Sonra  eline  almıştır  dürbününü.Dünya  tarihinin  görmediği   sahneye  işte    o  zaman   şahit  olur.

İlk  sırada  diz  çökmüş  beş  kahraman.Omuz  çukurlarında   yuvalanmış  mavzerleri  ile  nişan  almışlar.Tetiğe  asılmak  üzereler.Asılamamışlar.Kaputa  yakaları  Allah’ın  rahmetini   o  civan  delikanlıların   vücuduna  akıtmak  istercesine ,  semaya  dikilmiş,  kaskatı...Hele  bıyıkları,  hele  bıyık  ve  sakalları...herbiri  birer  fütühat  oku  misillü  dimdik...Ve  gözleri.Dinmiş  olmasına  rağmen,  kahredici   tipinin  bile   örtüp  gizleyip   kapatamadığı  gözleri..  Hepsi  açık. Tabiata,  başkumandana,  karşıdaki  düşmana  ve  kadere  isyan  eden,  ama Allah’ına   teslimiyetle  bakan   gözleri,  açık.Vallahi  açık,  açık..

İkinci  sırada  bir  manzar  ki,  hiçbir  heykeltraş  eşini yaratmaya  muvaffak  olmamaış.Başları  korkutucu   katılıkta   semaya  dönük,  bilekleri  üzerinde  kümelenen kar’a  rağmen,  güçlerini  dile  getiren,  sağrılarındaki   fişek  sandıklarını debelenip   yere  atmağa  tenezzül  etmemiş iki  katırın  başındaki  altı esatir  güzeli  Mehmet... Sandıkları  bir  avuçlamışlar  ki,  kainatı biz  o  hırsla  avuçlayıvermişizdir.Öylesine  kaskatı  kesilmişler...

Ve  sağ  başta Binbaşı  Mustafa Nihat.... Ayakta.Yarabbi  bu bir  ayakta  duruştur ki,  düşmanı  da, kindarı  da, mel’unu  da Allah’a  sığındıkları   günkü  çaresizlik  içinde yere çökertiş  velvelesi  halinde.. Belindeki  fişekliklerinin  o  kurban  olunası  çıkıntılarını  örtüp  yok etmeğe,  gece  düşen  tipi  bile razı  olmamış.Boynundaki  dürbünü  sol  eli  ile  kavramış,  Havada  kalmış kal’a   sancağı  gibi...Diğer  eli,  belli ki semaya  kalkıp  rahmet  dilerken  öylesine  donmuş...Hayrettir,  başı  açık,Gür   kara  saçları  beyaza  bulanmış...

Moskova’da Krasnaya Bulvarı’ndaki   askeri  Müzede Kurmay  Başkanı Pietroviç’in   karargahına  gönderdiği   rapor,  hıçkırıklı  bir  ağıt  gibidir:”Allahü Ekber  dağlarındaki son  Türk  müfrezesini  teslim  alamadım.Bizden çok  evvel Allahları’na  teslim  olmuşlardı. 24.12.1914”

Ve  şimdi  sizler,  bütün  münasebetsizliklerimize  rağmen,  ancak onların  varlıkları  ile   ayakta  durabilen   bu günkü  dostlar..  Ayağa  kalkınız  ayağa.Allahi  kalkınız.Tek beka  şemsiyemiz  olan  bu  ilahi  bahçedeki   kar  çiçekleri  önünde  fatihalarla  af  dileyiniz.

Kalkınız  ayağa..!!!!

İlhan BARDAKÇI.:İmparatorluğa Veda

SARIKAMIŞ  SAYFASI