KAYBOLAN ZAMANLAR

KAYBOLAN ZAMANLAR

İş aralarındaki küçük boş zamanları iyi kullanarak neler kazanabiliriz!

"Hayatı seviyor musun? O halde zamanı boş geçirme; çünkü hayat o kumaştan biçilir."

FRANKLEN

"Ebediyet bile kaybolan dakikaları yerine koyamaz."

Eski bir şair

"Saatler ölür, bizi de peşinden sürükler"

Oxford'da bir saat kadranı üzerinden "Ben zamanı israf ettim, şimdi de o beni yiyor."

SHAKESPEARE

"Bana inanın, zamanımızı iyi kullandığımız taktirde umduğunuzdan çok fazla fayda elde edersiniz. Halbuki onu israf ederseniz zekanızdan, karakterinizden hayal ettiğinizden çok zarara uğrarsınız."

GLADSTONE

"Güneşin doğuşu ile batışı arasında altmışar elmas dakika ile süslü iki altın saat boş geçirilerek kaybedildi. Hiçbir hediye onun yerini tutamayacaktır; çünkü o, bir daha geri gelmez."

HOROCE MAN

Franklen'e ait mağazanın vitrini önünde bir saatten beri duran bir adam nihayet tezgahtarlardan birine: "Bu kitabın fiyatı ne kadar?" diye sordu.

Satıcı: "Bir dolar" deyince, diğeri: "Daha ucuza veremez misiniz?" dedi. Satıcı, fiyatın bir dolar olduğunu tekrarladı.

Adam bir süre daha kitaplara baktı ve: "Franklen burada mı?" diye sorunca tezgahtar cevap verdi:

"Evet, o matbaada ve şu an meşgul."

Müşterinin "Ben onu görmek istiyorum." ısrarına karşılık mağaza sahibi çağrıldı. Müşteri mağaza sahibine:

"Bu kitabın bana teklif edebileceğiniz en aşağı fiyatı nedir? sorusunu sorunca mağaza sahibinin kısaca verdiği cevap şu oldu:

"Bir dolar 25 sent.

"Bir dolar 25 sent mi! Bir dakika önce memurunuz bir dolar demişti."

"Doğrudur. İşimi bırakmaktansa, onu bir dolara vermevi tercih ederdim."

Müşteri hayret etti; ama konuşmaya devam etmek isteyerek:

"Pekala son fiyatınız nedir?" dedi.

Franklen: "Bir buçuk dolar" diye karşılık verdi.

"Bir buçuk dolar mı? Fakat biraz önce siz bir dolar 25 sent demiştiniz."

Franklen soğuk bir tavırla:

"Şimdi bir buçuk dolara satmaktansa ilk anda bir dolara satmayı daha çok arzu ederdim." dedi.

Adam hiçbir şey söylemeden parayı verdi ve mağazayı terk etti. O, zamanı paraya tercih etmek gibi faydalı bir ders almıştı.

Zaman israf edenlerin sayısı her yerde çoktur.

Amerika'da altın para basan darphanenin salonlarına öyle bir makine yerleştirilmiş ki, süpürme sonucunda dağılan altın tozlarını toplar, bu sayede yılda milyonlarca dolarlık altın tozu elde edilirdi. Bunun gibi hayatta başarı kazanan insanlara ait bir çeşit ağ vardır ki onunla hayatın kırpıntılarını, günün boş kalan zamanlarını, saatlerini dakikalarını yakalar ve onlardan faydalanmasını bilirler.

Kaybedilen dakikaları, boş geçirilen yarım saatleri, beklenmedik tatilleri ve bekleme yerlerinde geçirilen zamanlan yakalamayı ve onlardan faydalanmayı bilenlerin elde ettiği parlak sonuçlar karşısında, bu büyük değerin sırrını bilmeyenler hayretler içinde kalırlar.

Burrit: "Bütün yaptığım işleri tıpkı karıncaların yuvalarını yaptıkları gibi sürekli bir sabır ve kararlılıkla parça parça, kısım kısım yaptım." diyor.

Günler, dostların bize gizlice getirdiği değerli hediyeler gibi görünmeyen bir el tarafından her sabah getirilir; fakat biz onları kullanmayı bilmezsek bir daha geri gelmemek üzere sessizce uzaklaşırlar.

Her yeni sabah, bize yeni güzellikler getirir; ama biz onları daha öncekiler gibi yine kabul etmezsek, artık ondan yararlanamaz hale geliriz. Nihayet ondan istifade etmek ve onu değerlendirme yeteneğimiz tamamen yok olur.

Denilebilir ki, kaybolan para çalışmak ve artırmakla; bilgi okumakla ve incelemekle; sağlık ilaç ve diyetle yerine getirilebilir; fakat kaybolan zaman asla yerine getirilemez.

Birçok evde: "Oh! Yemek aralarındaki beş on dakikadan başka boş zamanımız yok ki!" veya "Bir işe başlamak için hiç vakit bulamıyorum ki!" sözü her zaman işitilir. Halbuki bizim israf ettiğimiz bu anlar, talihsiz doğmuş birçok delikanlının başarılarını temin etmiştir.

Marion, çocuklarının uyuduğu saatler içinde çalışabildiği dakikalarda romanlarını ve değerli makalelerini yazarak harikalar çıkarmış, birçok eser vermiş olmasına rağmen hayatı hemen hemen çocuklarıyla uğraşmakla geçmiştir.

Longfellow, "Cehennem" isimli büyük kitabını, kahvesinin pişirilmesi ve sofranın kurulmasını beklediği on beşer, onar dakikalık zamanlarda tercüme etmiş ve kitabı bitirmek için senelerce sabırla çalışmıştır.

Burns, en güzel şiirlerini bir çiftlikte çalıştığı sıralarda yazmıştır. "Kaybolan Cennet" kitabının yazarı bir öğretmendi ve aynı zamanda bir lordun özel katipliğini yapıyordu. Değerli eserini o kadar işi arasından ayırabildiği onar dakikalık zamanlarda yazabilmişti.

Stuart Mili, en güzel eserlerini "India House"da memurken yazmıştı. Galile bir cerrahtı ve dünya onun keşiflerini, işleri arasında bulabildiği beş on dakikalara borçludur.

Bir deha sahibi olan Gladstone, yanında bir not defteri taşır ve boş kaldığı anlarda yapacağı işlere ait notlar alırdı. Orta zekalı insanlar olan bizler de unutkanlıktan kurtulmak için onun gibi hareket edemez miyiz?

Birçok büyük adam en küçük zamanlarını bile boş geçirmediği halde binlerce genç kız ve erkeğin bütün bir aylarını, hatta yıllarını boş geçirmeleri ne acınacak şeydir.

Faraday, kitapları ciltlemekle meşgulken boş zamanlarını deneylerle geçirirdi. O sıralarda bir arkadaşına yazdığı mektupta: "İstediğim tek şey zamandır. Ah! Kibarlarımızın israf ettiği saatleri, hatta günleri satın almak mümkün olsaydı!" diyordu.

Humboldt, resmî işleriyle o kadar çok meşguldü ki, bilimsel çalışmalarına ancak geceleri, herkesin uyuduğu saatlerde vakit bulabiliyordu.

Orta derecede yetenek sahibi bir adam, boş veya kahvelerde domino oynayarak geçirdiği saatlerden birini faydalı bir işe ayırsa, olduğundan bambaşka değerde bir insan olabilirdi. Her gün bir saatlik çalışma, on yılda cahil bir adamı kültürlü bir adam haline getirebilir. Bu bir saatlik çalışma iki günlük, iki haftalık ve iki aylık gazete ve dergi ile yılda on iki değerli kitap alacak kadar para kazandırabilir. Genç bir erkek veya kız, günde bir saat dikkatle 20 sayfa okuyabilir ki, bu yılda 7000 sayfa veya 18 büyük kitap yapar. Günde bir saat, basit bir yaşayışı faydalı ve mutlu bir hayata çevirebilir. Yine günde bir saat, tanınmayan bir adamı ünlü bir insan; faydasız bir adamı, insanlığın kurtarıcısı yapabilir. Bu böyle olunca birçok insanın her gün eğlence adı altında geçirdiği iki, dört, altı saatin faydalı bir işle uğraşılınca ne parlak sonuçlar vereceğini bir düşünün!

Her gencin faydalı ve zevkle yapabileceği bir işi olmalıdır. Bu iş, kendisinin asıl resmî işi olabileceği gibi, zevk aldığı faydalı bir meşguliyeti de olabilir. Yeter ki bütün kalbiyle kendini ona verebilsin. Eğer bu uğraşılacak iş için iyi bir seçim yapılır ve dikkatle çalışılıp denemeler yapılırsa, gencin karakteri de gelişerek yuvası mutlu bir hale gelir.

Burk: "Tembellik kadar insanı yoldan çıkaran bir şey yoktur; çünkü o, insanın zamanını herhangi bir işten daha fazla alır ve insan o an kendine hakim olamaz." diyor.

 

Tarihin birçok ünlü adamı şöhretini resmî çalışma saatlerinin dışındaki uğraşılarına borçludur.

Soutey, bir dakikasını boş geçirmezdi ve bu sayede yüzlerce kitap yazabilmişti. Havtorn'un cep defteri onun hiçbir fırsatı, hiçbir düşünceyi kaçırmadığım gösteriyor. Franklen, yorulmak bilmeden çalışır, mümkün olduğu kadar fazla okuyabilmek için yemek ve uykuya daha az zaman ayırırdı.

Rafael'in 37 yıllık kısa hayatı, çalışmaya vakit bulamadıklarını iddia edenler için iyi bir ders olabilir.

Büyük adamlar vakit bakımından daima hasistirler.

Çiçeron: "Başkalarının genel eğlencelere, fikir ve vücut dinlenmesine ayırdıkları zamanı ben felsefe incelemelerine ayırırım." diyordu.

Lord Bacon, şöhretini İngiltere meclisinde boş saatlerde-ki çalışmalarına borçludur. Ünlü fizik bilgini Davi, kendini boş vakitlerinde bir laboratuvarda çalışarak yetiştirmiştir. Pope, birçok şiirini gecenin erken saatlerinde kalkarak yazmıştır.

George Stephanson, vaktini alfan kadar değerli tutardı. O, kendi kendini yetiştirmiş ve en iyi eserini boş zamanlarındaki çalışmalarıyla elde etmiştir. Mozart, yapılacak işi olduğu zaman uyumaz ve bazen sürekli olarak iki gece bir gün çalışırdı. Ünlü "Rekiem" ini ölüm döşeğinde bitirmişti.

Doktor Mason, "Lucretius" adlı eseri hastalarını görmeye gittiği arabanın içinde tercüme etmiştir. Darvin, eserlerinin çoğunu, duygu ve görgülerini gerektikçe küçük küçük kağıtlar üzerine not ederek yazmıştır.

Vatt, matematik ve kimyayı fabrikada çalışırken öğrenmiştir. Doktor Burney, İtalyanca ve Fransızca'yı at üzerinde işine gidip gelirken öğrenmiştir.

Şimdiki zaman, istediğimizi alabileceğimiz öncelikli maddedir. Geçmişi anarak, gelecek üzerine hayaller kurarak vakit geçirmeyin; şimdiki zamanı yakalayın ve ondan faydayı koparın.

Lincoln, kimsenin yardımı olmaksızın, hukuk ve genel bilgileri boş saatlerinde bilgilenmeyle elde etmiştir. Madam Somervil, komşularının gezip dedikodu yaptığı saatlerde, bitki ve yıldız bilimiyle uğraşmış, bu sahada birçok değerli kitap yazmıştır. O, seksen yaşındayken "Moleküller ve Mikroplar Bilgisi" adlı değerli eserini yayınlanmıştır.

Tembellik sinirleri paslandırır ve adaleyi çatlatır. Çalışmanın bir düzeni vardır; ama tembelliğin hiçbir düzeni yoktur.

Amerika cumhurbaşkanlarından Keney'in ertesi gün yapacağı işlerin planını çizmeden yatağa girmediği söylenir.

Kumaş fabrikalarında, basit bir ipliğin kopması bütün bir parça kumaşın değerini düşürür ve bu hatayı işleyen kızın kazancından kesilir; ama bizim hayatımızın dokumasından kopan iplerin karşılığını kim ödeyecek? Çünkü hareketlerimizin dokuduğu ipler bizim talihimizi örer. Belki bizim boş geçirdiğimiz saatlerdeki ipin eksikliği işimizi bozacak veya bizi telafisi imkansız bir zarara sokacak ya da o altın ip, parlaklığını ve güzelliğini hayatımıza katacaktır.

Faydalı işlerle uğraşan bir gencin yetişmesi için hiçbir endişeye gerek yoktur. Genç bir öğrencinin; öğle yemeğini nerede yediğini, akşam yemeğinden sonra ne yaptığını, pazarlarını ve izin günlerini nerede geçirdiğini incelemesi gerekir. Boş vakitlerini geçirme şekli bize onun karakterini gösterir. Birçok gencin başarısızlığa ve felakete sürüklenmesine neden olan, yemeklerden sonraki eğlence saatleridir. Aksine, başarıya ve zafere ulaşanların çoğu da bu saatlerde iyi işlerle uğraşmışlar veya gelişmelerine yardım edecek topluluklara devam etmişlerdir.

Türkler "vakit nakittir" der. Biz o nakiti (parayı) boşa harcamayalım. Bir lirayı sokağa atmak nasıl budalalıksa, bir saati faydasız geçirmek de öyle budalalıktır. Zaman kaybetmek insanın karakterinden güç, hayatiyet, kuvvet kaybetmesi demektir. Zamanı öldürme şeklinize dikkat edin; çünkü geleceğiniz ona bağlıdır.

Edvard Everet: "İnsanın; yeteneklerini geliştirmesinde, keskin bir gözle ilerleme şanslarını görerek, zamanını boş geçirmeyerek, heveslerine ve cinsel zevklerine hakim olarak kendine faydalı olabilmesi elindedir." der.

ÖĞÜT  SAYFALARI