KURT İLE KUZU

KURT  İLE  KUZU

Kölelerin amire ihtiyacı vardır.
DOSTOYEVSKİ


Köpekler kuş uçurmaz olmuş çiftlikten
Kurt çelebi tazıya dönmüş açlıktan.
Bir deri bir kemik, dolaşırken dağda
Bir çomar görmüş, ama ne çomar.
Kerli ferli, yağlı besili, parlak tüylü.
Yolunu şaşırmış besbelli.
Saldır, lokma lokma et şunu,
Hazretin canına minnet,
Ama bakmış, kan gövdeyi götürecek.
Kelleyi pahalıya vereceğe benzer
Bu koca köpek.
Aşağıdan almış, ne yapsın;
Ahbaplığa dökmüş, biraz da pohpohlamış.
— İyi ense yapmışsın maşallah, demiş.
— Sizin de elinizde bayım, demiş köpek, benim gibi
beslenmek.
Bırakın şu ormanları, beni dinleyin. Yaşamak değil bu sizinki. Hep böyle sefil, perişan, serseri, Açlıktan ölmek hepimizin kaderi. Nedir bu canım, Ne rahat uyku, ne rahat lokma, Her şeyiniz can pahasına. Celin benimle de dünya varmış deyin.
Kurt sormuş:
— Orada işim ne olacak benim?
— Hiç canım, demiş çomar, işten değil.
Fakir fukaraya saldırmak,
Evin adamlarına kuyruk sallamak,
Efendine hoş görmek, hepsi bu kadar.
Buna karşılık yağlı gündelik;
Bütün artıklar senin:
Tavuk kemiği mi istersin,
Güvercin, bıldırcın kemiği mi istersin!
Üstelik sırtın okşanır sabah akşam.
Kurdun ağzı kulaklarına varmış,
Gözleri dolmuş sevinçten.
Kurt, köpeğin boynunda bir iz görmüş çepeçevre.
— Bu da nesi? demiş.
— Hiiç, demiş köpek.
— Hiç, ama ne?
— Değmez söylemeye, nenize gerek?
— Söyleyin canım, merak ettim.
— Tasmanın yeri olacak; hani bağlıyorlar ya arada bir.
— Ne? Bağlıyorlar mı? demiş kurt; öyleyse her istediğiniz
yere gitmek yok!
— Her zaman yok, ama ne çıkar bundan?
— Ne mi çıkar? Ne çıkarsa bundan çıkar!
Sizin olsun eti de, kemiği de,
Özgür olmadan dünyaları verseler yokum bu işte.
Böyle demiş kurt çelebi, der demez de çekip gitmiş.
Gidiş o gidiş...'

ÖĞÜT  SAYFALARI