I.DÜNYA SAVAŞI

I.DÜNYA  SAVAŞI

Osmanlı Devleti, I.Dünya Savaşı’nda sekiz cephede birden savaşmak zorunda kaldı.Bu cephelerden bir tanesi de Kafkasya Cephesidir.Osmanlı birlikleri Kafkasya üzerinden hem Rusları güneyden çevirecek hem de Orta Asya’daki Türkler’den yardım alınacaktı.Fakat plan gerçekleşemedi.Enver Paşa idaresindeki Osmanlı birliklerinin Kars-Sarıkamış’ta düşmana karşı bir tek kurşun atmadan şiddetli soğuk , açlık, salgın hastalıklar vb. sebeplerden donarak şehit olması  Ermeniler’e bekledikleri fırsatı verdi.
Osmanlı  Devleti,  I.Dünya  Savaşı  başlar  başlamaz  derhal  seferberlik  ilan  etmiş,  Müslüman-Hıristiyan ,  savaşabilecek  bütün  vatandaşlarını  silah  altına  davet  etmişti.Bu  vesileyle  Ermeniler de  askere  alınmaya  başladılar.
Ermeniler,  Ruslar’a  müracaat  ederek,  onların  himayesinde  müstakil  Ermenistan’a  kavuşmak   arzularını  bildirmişlerdi.Osmanlı  Devleti  I.Dünya  Savaşı’na  girmeden  önce ,  Ermeni  ileri  gelenleri (Patrikhane, Taşnak  ve  Hınçak  ileri  gelenleri)   İstanbul’da  toplanarak   savaş  esnasında   alacakları  tavrı   son  bir  defa  daha   gözden  geçirdiler.Toplantıda  iki  karar  alındı.Birinci  karar:Osmanlı  Devleti’ni  şüphelendirmemek  için   savaşa  girmesi  halinde   Ermeni  halkının   Osmanlı  Devleti’ne   sadık  kalarak   hükümetin  alacağı  kararlara   yardımcı  olmalarını  içeriyordu.Bu  karar  bir  bildiri   ile  ilan  edildi.İkinci  karar  ise  gizli  idi.Bu  karar  Osmanlı  yetkililerine   duyurulmadan  birer  talimat  olarak   gizlice  Ermeni  komitelerine  dağıtıldı.Osmanlı  Devleti’nin  savaşa  girmesi  halinde  Ermeniler’in  bir  taraftan  isyan  çıkarması,  bir  yandan  da  Ruslar’a  yardım  etmeleri isteniyordu.Ermeniler’in  bu  hususta   nasıl   davranacağını  belirten   talimat   şöyle  idi:”Rus  ordusu  huduttan   ilerler  ve  Osmanlı  askeri  geri  çekilir  ise,  her tarafta  birden   eldeki  bütün  vasıtalarla   ayaklanılacak,  Osmanlı  ordusu   iki  ateş  arasında  bırakılacak,  devlet  kurumları  ve  binaları   bombalarla  havaya  uçurulacak,  yakılacak,  hükümet  kuvveti  içeride  meşgul  edilecek,  levazım  kolları  vurulacak;  şayet Osmanlı   ordusu  ilerler  ise  Ermeni  askerleri  Osmanlı  birliklerinden  ayrılıp   silahlarıyla  Ruslar’a  katılacak   ve kıtalarından  firar  ederek  çeteler  oluşturacaklardır.
Meclis-i  Mebusan’daki  Ermeni  mebusların   lideri  Erzurum  mebusu  Pastırmacıyan  Efendi adamlarıyla  birlikte   Ruslar’a  katılmıştı.Dört  Ermeni  genci  tarafından   Talat  Paşa’ya  yönelik   bir  suikast  girişimi  ortaya   çıkarılmıştı.Bu  gelişmeler  sırasında   bazı  ileri  gelen  politikacılar  Ermeniler’e  karşı   misillemede    bulunulmasını,  bunun  için   özel  bir  yasa  çıkarılmasını   önermişlerdir.Enver  ve  Talat  Paşalar  ise   bu  gibi  önlemlerin  unsurlar  arasındaki   düşmanlıları  şiddetlendireceği   gerekçesiyle   bundan  kaçınılmasını   istemişlerdi.Önlem  olarak Ermeni  Patriğinin   ve   Ermeni  mebusların   dikkatlerinin  çekilmesi  kararlaştırılmıştı.Bu  bağlamda  Enver Paşa  Ermeni  Patriğini,  Meclis-i  Mebusan  başkanı  da  Ermeni  mebusları   bir  ayaklanmanın  üzücü  ve  kaçınılmaz   sonuçları   konusunda uyarmışlardı.Teşkilat-ı  Mahsusa’nın  kurucusu  Süleyman  Askeri  Bey’in   ilgilileri,  Türkler’le  işbirliği  yapmamaları  hiç  olmazsa  tarafsızlıklarını  sağlamak   dolayısıyla   zorunluluk  olmadıkça   Ermeniler’in   kalplerini  bile  kırmamak   konusunda  uyarması da   bu  konudaki  özeni  göstermektedir.Fakat  ne  yazık  ki  bu  çabalar olumlu  sonuçlar  vermedi.Ermeniler’in  kitleler  halinde  Ruslar’a  katılmasını   ve düşmanla işbirliği  yapmasını  önleyemedi.Özellikle  Sarıkamış’ta  yaşanan  felaketin  Kafkas   Cephesini  zayıflatması   bu  katılımı  daha  da hızlandırdı.Ayrıca İtilaf  Devletleri’nin  silahlandırdıkları  Ermeni  çeteleri  Ruslar’a  karşı  savaşan   Kafkas  ordusu’nun   ardında  harekete  geçmişler,  ordunun  sağ  kanadının   menzil  hizmetlerini  kesintiye   uğratmışlardır.
Görüldüğü üzere Osmanlı sekiz cephede bile savaşırken öncelikle azınlıkların güveliğini düşünmüştür.Fakat Ermeniler’le beraber diğerleri yabancı devletlerin kışkırtmaları sonucu devlete isyan etmişlerdir.Yıllarca idaresinde barındırılıp ayrıcalıklı muamelesi yapılan Ermeniler bunu unutmuşlar ve devletin en nazik zamanında Doğu Anadolu’da savunmasız durumdaki kadın, çocuk ve yaşlıları hunharca katletmekten geri durmamışlardır.Aradan uzun zaman geçmiş olasına rağmen bu gün hala Doğu bölgelerimizde Ermeniler tarafından katledilen Türkler’in toplu mezarlarına rastlanmaktadır.Buna rağmen Osmanlı Devleti onları sadece Suriye’ye göç ettirmekle yetinmiştir.Aynı durum bu gün bizlere insan hakkı dersi vermeye çalışanların başına gelse nasıl davranacaklarını tahmin etmek hiç te güç değildir.Bu olay Türkler’in Ermeniler’i katli şeklinde anlatılmış ve bu sorun değişik zamanlarda bu gün bile karşımıza çıkmaktadır.Tehcir Kanunu’nu imzaladığı için Talat Bey en büyük düşman olarak görülmüş , aradan yıllar geçtiği halde Ermeniler’in  intikam duyguları bitmek bilmemiştir.Talat Bey, Berlin’deki evinden çıkarken Teleyran adındaki bir Ermeni tarafından vurularak öldürülmüştür.Yakalanan katil Talat Bey’i 1915 yılında çıkarılan Tehcir Kanunu’ndan dolayı öldürdüğünü çekinmeden itiraf etmiştir. Sonraki tarihlerde ASALA  adındaki Ermeni Terör örgütünün çeşitli faaliyetlerine rastlamaktayız.Çeşitli Avrupa ülkelerinde sözde  24 Nisan 1915 Ermeni katliamı anısına anıtlar dikilmektedir.
İsyanın  sebeplerinden  biri  de   Ermeniler’in  İmparatorluğun çökmekte  oluşundan  cesaret  alarak   coğrafi  ve  demografik   şartların  elverişliliğine  bakmadan   bağımsızlık  peşinde   maceracı  bir  politikaya   atılmalarıdır.
Aslında savaş başlamadan önce her türlü isyan hazırlığına girişmiş olan Ermeniler, bazı dağınık hareketlere rağmen, savaş başlar başlamaz toplu bir isyana yönelmemişlerdir. En uygun zamanın. İngilizlerin İskenderun Körfezi'ne çıkmaları ve Rusların İskenderun Körfezi’ne doğru ilerlemeleri anında olacağı değerlendirilmekleydi Her ihtimale karşı nasıl hareket edeceklerini belirlemişlerdi. Ancak Ermeniler savaşın  başlamasını beklemediler, daha doğrusu bekleyemediler ve isyanları başlattılar. Bunun da sebebi, ayaklanan bazı Ermeni çetecilerinin ifadelerine göre Rus ordusunun yaklaşmasının beklendiği bir sırada. Hükümet tarafından silah aranmasına başlanması, komite yöneticilerinden bazılarının tutuklanarak sürgüne gönderilmesi   ve  1894 doğumluların silah  altına çağrılmasıdır.
Osmanlı orduları cephede savaşırken. Ermenilerin bu eylemleri. "Ermeni bağımsızlığı için, müttefik davasına hizmet gayesiyle" hazırlanan plana uygun yürütülüyordu. Ancak. Ermeni çetelerinin cephe gerisindeki faaliyetlerinin, devletler hukukuna göre hıyanet sayıldığı gerçeği göz ardı ediliyordu.
Ermeni isyanları özellikle Doğu Anadolu'dan başlayarak diğer vilayetlere yayılmıştır, Erzurum ve çevresinde Rus işgalinin genişlemesiyle Ermeniler, "halkın kanını kendilerine mubah" görmüşler ve bir Alınan generalinin ifadesiyle, "bu bölgedeki Müslüman halkı silip süpürmeye" başlamışlardı.
Ermeni çetelerinin bu tür zulüm ve eylemleri sürerken, güvenlik kuvvetleri tarafından Ermenilerin yaşadıkları bölgelerde yapılan aramalarda pek çok silâhlı ve cephane ele geçirilmiştir. Hatla ele geçirilen silahların çokluğu Müslüman halkı hayrete düşürmüş, müthiş bir katliamdan kurtulduklarına inandırmıştır. Rus işgalinden önce Ermenilerin yaşadıkları yerler bir bakıma Ermeni işgali görmüş gibiydi ve bu yerlere devlet gücü giremez olmuştu. Arlık devletin varlığını ağır bir şekilde yaralayan bu durum, biraz daha hoşgörü gösterildiğinde, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sürükleneceğini göstermekteydi.
Ermeniler’in   Zeytun,  Bitlis  ve Van’da  çıkarttıkları  isyanlar  büyük  kalkışmanın  ön  habercisiydi.Fesat  kaynağı  olan  Ermeni  komitelerinin   hala mevcudiyetinin   meşru  telakki  edilemeyeceğinden  her  türlü    siyasi teşkilatın  ilgasına  zaman  geçirilmeden   karar  verildi.Yani  Hınçak,  Taşnak   be  benzeri   komitelerin  derhal   kapatılması  kararı  alındı.Bu  komitelerin   merkez  ve  şubelerinde  bulunan   belgelerin  katiyen   kaybolmaması  veya  imhasına  imkan  bırakılmadan   müsaderesi;  komitelerin  yönetici   ve ileri  gelenleri ile   zararlı  Ermeniler’in   hemen  tevkifine  başlandı.24  Nisan  1915  tarihinde   komite merkezlerinin   kapatılması  ve bazı  kararları  almak  zorunda  kalınmıştı.Bunlar;

  1. 16-55  yaş  arasındaki  Ermeniler   dışarıdan  içeriye,  içeriden  dışarıya   girip  çıkamayacak.
  2. Haberleşmeler  Türkçe  yapılacak.
  3. Ermeni  çocukları   devletin  resmi   okullarında  okuyacak.
  4. Ermenice  gazeteler  kapatılacak.

Belgelere  göre  tehcir  kararının    alınmasının  gerekçeleri  şunlardır:
1.Harp  bölgelerine   yakın  yerlerde  oturan  Ermeniler,  Osmanlı  sınırlarını  korumakla  görevli  Türk  Silahlı  Kuvvetleri’nin   hareketini   güçleştirmektedir.
2.Erzak  ve mühimmat  naklini   zorlaştırmaktadırlar.
3.Düşman  ile  aynı  gayeleri  paylaşmakta,  onlarla  emel  ve işbirliği  yapmaktadırlar.
4.Bir  kısmı  düşman  saflarına  katılmaktadırlar.
5.Memleket  içinde   askeri  birliklerimize   ve suçsuz  halka   silahlı  saldırılarda   bulunmaktadırlar.
6.Osmanlı  şehir  ve  kasabalarına  saldırarak  katil  ve  yağmacılıkta   bulunmaktadırlar.
7.Düşman  deniz  kuvvetlerine   erzak   sağlamaktadırlar.
8.Müstahkem  mevkileri   düşamana  göstermektedirler.


Mehmet SARAY:Çarlık  Rusyası’nın  Ermeni   Siyaseti  s:261

Sabahattin ÖZEL:Tehcir  Konusunda  Bazı  Gerçekler  ve  Milli  Kurtuluş  savaşı’nda   Vatansever Ermeniler.

Necdet BİLGİ:Ermeni  Tehciri  ve  Boğazlıyan Kaymakamı  Mehmet  Kemal  Bey’in  Yargılanması

ERMENİLER  SAYFASI