DEVLETÇİLİĞİN TANIMI VE NİTELİKLERİ

1.DEVLETÇİLİĞİN TANIMI VE NİTELİKLERİ

a)Genel Olarak Devletçiliğin Tanımı

Devletçilik uzun süreden beri Türkiye'de uygulanan ekonomik,sosyal ve kültürel kalkınmanın özelliklerini gösteren niteliklerini belirten bir politik uygulamadır. Diğer bir deyimle de uygulamaya yön veren bir temel ilkedir.

Toplum için,toplum yararına lüzumlu ve faydalı hizmetler görmekle görevli çağımızın devleti klasik kamu hizmeti ve faaliyetleri ötesinde toplum yararına çok daha geniş ve yaygın hizmet görmekle yükümlü olmuştur. Devletin ekonomik,sosyal ve kültürel alana yayılışı kollektif ihtiyaçları Devlet eliyle karşılama gereğinin bir sonucu olmuştur.

Devlet bu tür kollektif ihtiyaçları karşılamak için teknik alanda,teşkilat kurarak farklı faaliyetlerde bulunmak zorunda kalmıştır.

Devletçilik devlet yetkilerinin artması,genişlemesi,kamu hizmet ve faaliyetlerinin yayılması demektir. Devletçilik bir tür devlet müdahalesi,daha önce devlet faaliyet alanına girmeyen konularda,kamu menfaati nedeni ile devletin bu alana karışması katılması müdahalesi demektir. Ancak devlet böyle bir müdahalede bulunurken klasik devlet teşkilatı yanı sıra,idari alanda teknik hizmet görme gereği,devleti yeni teşkilat kurmaya nitelik bakımından klasik devlet faaliyetlerinden farklı faaliyette bulunmaya sevk etmektir

         Bizde devletçilik şumüllü ve yaygın alanda kullanılmıştır. Bu anlamda devletçilikte devlet,ekonomik,sosyal ve kültürel kalkınmanın temel faktörü,hareket ettirici gücü olmuştur. Devleti ekonomik,sosyal ve kültürel alanda geniş ve yaygın faaliyetleri görmekle görevli,üstün güce sahip. yetkilerle donatılmış bir kamu tüzel kişisi olarak değerlendirmek, bizdeki devletçilik anlayışının sonucu olmuştur.

          Daha dar anlamda devletçilik ise "devletin ekonomik alanda doğrudan doğruya müdahalesini öngören bir sistem" olarak ifade edilmiştir.

Devletçiliğin ekonomik alanda görünümü,değerlendirilmesi,karma ekonomi şeklide olmuştur. Devletçilikte asıl uygulanan alan ekonomide göründüğünden,devletçilik ve karma ekonomisi eş anlamda kullanılmıştır,

Karma ekonomi bir taraftan,ekonomide devlet kontrolüne yer verme,devlet endüstrisi kurma ve geliştirme,diğer taraftan da özel teşebbüse sadece yer verme değil aynı zamanda geliştirme gibi temel ilkelere dayanır. Karma ekonomi özel teşebbüs serbestliği ile devlet işletmeciliğinin birlikte bir arada bulunması demektir.

Karma ekonominin varlığı mutlaka devletçiliği gerekli kılmaz. Devlet kapilatiziminde, modern refah devletinde karma ekonominin varlığı söz konusudur. Ancak devletçiliğin uygulanması için karma ekonomiye gerek ve ihtiyaç vardır. Devletçilik ancak karma ekonomi ile varlığını sürdürebilir.

b)Devletçiliğin önemi

Yeni Türk Devleti kuruluşunda ekonomik bakımdan sömürge tipi geri kalmış bir ülke olduğundan süratle kalkınmak zorunda idi. Türkiye’nin kalkınması hayati bir mesele olarak ele alınmıştı. Demokratik düzen içinde süratle kalkınmak,Türkiye'yi devletçiliğe,devlet yetkilerini toplum refahına yönelterek hareket etmeye mecbur kılmıştı. Yeni Türkiye devletçiliği bir devlet politikası olarak uygularken ekonomik ve sosyal sistemin başarılı bir örneğini veriyordu.

H.Laufenburger,Türkiye'yi devletçilik konusunda parlak bir örnek olarak vermektedir.

H.Laufenbunger'e göre "Türkiye'de uygulanan devletçilik 19.yy'dan beri sosyalizm tarafından öngörülen fikirlerden yararlanmış bir sistem değildir. Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarından doğmuş kendine mahsus bir sistemdir".H.Laufenbungen,"Türk tecrübesini bir devlet kapitalizmi şeklinde görenler olmuştu. Ancak kapitalizm ile sosyalizm arasında tamamen yeni olan bu ekonomik sisteme bu adın verilmesi doğru değildir"

Türkiye'de devletçilik bir sentez olarak belirlemiş,ortaya çıkmıştır.Lieralizm ve sosyalizm akımlarının gerçekler karşısında başarısızlığa uğraması veya bir diğer deyimle bu iki sistemin yakınlaşması Türk toplumunun kollektif ihtiyaçlarını karşılamak üzere bu sentezci sisteme yönelmeyi gerekli kılmıştır.

Türkiye'de devletçilik bir takım özellikleri kapsamaktadır.Prof.Dr.Mümtaz Turhan'a göre devletçilik,"Türkiye'nin modern bir millet olma,milli kültüre kavuşabilme ve demokratik bir nizam içinde gelişerek iktisadi istiklalini kazanabilme imkanlarını hazırlamak üzere devletin yüklenebileceği vazife ve mükellefiyetlerin bütününden ibarettir.

Türkiye'deki devletçiliğin özelliğini ve amacını da belirtmesi bakımından Prof.Dr.Mümtaz Turhan'ın bir diğer müşahadesi de dikkat çekmektedir:

"Atatürk'ün devletçiliği tamamiyle demokrasi ve hürriyet rejimi içinde kalan ve en mühim vasfı ve hususiyeti iktisadi sahada olan bir devletçiliktir.

3)Türkiye'nin Kalkınmasında Devletçiliğin Rolü

Ekonomik, sosyal,siyasi ve teknik nedenler Türkiye'de devletçiliğe yönelmenin zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Süratle kalkınma zorunluğu,Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar bir an önce devlet müdahalesi ile kalkınmayı gerekli ve hatta zorunlu kılmıştır. Devletçiliğin esas uygulamasında çok başarılı olmuş "Birinci Sanayi Planı"bütünü ile gerçekleşmiş,daha sonraki yıllar için ümitli ufuklar açılmıştır.

Devletçiliğin bizdeki uygulaması,ekonomik alanda milli gelirin artması,halkın refahının yükselmesi gibi sonuçlar vermiştir.

Daha önce ekonomi alanında gelişmelerde denildiği gibi Türkiye geri kalmış sömürge tipi bir ülke olmaktan çıkıp bir bünye değişikliği ile sanayileşmeye yönelmiştir.

Prof.Rostow'un,"İktisadi Gelişmenin Merhaleleri" adlı eserinde belirttiği gibi,Türkiye çok kısa bir zamanda gelenekçi ilkel cemiyetten kurtulup,1937 yılında  "harekete geçme" merhalesine ulaşmıştır.

Pedagojik ve yetiştirici bir nitelik taşıyan devletçilik uygulaması ile günün teşebbüs sahipleri devlet kademelerinde yetişmiştir.

Devlet işletmeciliği işçi için çalışma âlânı yaratırken aynı zamanda işçinin sosyal kalkınmasını da sağlamıştır.

Devletçilik,toplumsal refahı da sağlamaya yönelik olarak uygulanmıştır. Geri kalmış bölgelerin sosyal yönden kalkınması böylece sağlanmıştır.

Devlet işletmeciliği büyük zararlara kayıplara göğüs gererek memleketin bir çok yerlerine gitmek cesaretini göstermiştir.

Devlet işletmeciliği Türk çiftçisinin aynı zamanda da mahsulünü değerlendirmiştir. Mesela şeker fabrikaları pancar yetiştiricilere,  azami fayda sağlanmıştır.

ATATÜRK  SAYFASI