CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNUN 80. YILINDA ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMADA İNSAN PROTOTİPİ

CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNUN 80. YILINDA ATATÜRK VE ÇAĞDAŞLAŞMADA İNSAN PROTOTİPİ

Milletlerin, devletlerin tarihinde seksen yıl şüphesiz uzun bir zaman değildir, belki de kısa bir zaman dilimidir. Ancak bu durum ayakta kalabilen devletler için geçerlidir. Tarihte bazı devletlerin tarihi bizim Cumhuriyetimizden daha kısadır. Seksen yıl önce Türkiye Cumhuriyetini kuran büyük önderimiz Atatürk ve yakın arkadaşlarını günümüze kadar hizmet edenleri rahmetle minnetle anıyoruz.

Atatürk Türk milletine hedef olarak “Muasır medeniyet seviyesi” göstermiştir. İlk zamanlarda bu durum Avrupa’nın ileri medeniyet seviyesinde olması sebebiyle yalnız “Batıcılık” olarak algılanmıştı. Türk milleti için bu gün hedef zamanımızda, çağımızda medeniyet, teknoloji nerede olursa onu almak ve daha ileri seviyelere götürmektir.

Çağdaş toplum, sivil toplumdur. Sivil toplumun birtakım özellikleri vardır.

Sivil toplumun ekonomisi tarımdan daha çok sanayi ve gelişmiş çağdaş teknolojiye dayalıdır. Bu nedenle sivil toplumun bir sanayi toplumu hatta bazen bunun da ötesinde bir toplumdur. Sivil toplumu belirleyen temel özelliklerden en önemlisi ise siyasi düzenin hukuka dayalı olması temel insan hak ve hürriyetlerinin bu hukuk düzeni içersinde hem hukuken hem fiilen egemen bulunmasıdır. Sivil toplumun siyasi düzeni “demokrasi”dir.

Bir toplum içersinde yer alan insanların, ırk, cinsiyet, din, dil, etnik köken ve diğer özellikleri itibarıyla ayrıma tabi tutulmaksızın hukuken ve fiilen eşit olmaları sivil toplum düzeninin temelidir. İnsan kişiliğine saygı, insan haysiyetinin mutlak biçimde korunması sivil toplumun temel şartıdır. Bu şart aynı zamanda bir refah toplumu olmasını da ifade eder. Bu nedenle gelir dağılımı çok bozuk olan toplumlara sivil toplum denilemez. Sivil toplum insanının prototipi bilime tam inanç taşır. Bu prototipi için “ en hakiki mürşit ilimdir”.

İnsanlar 18. yüzyıldan itibaren böyle bir sivil toplum idealini kovalamaya başlamışlardır. Bu model gerçekte tam olarak hiçbir topluma uymayabilir. Dünya toplumlarının belki hiçbirisi hâlâ ideal ölçüde yani tam olarak belirttiğimiz modele uygun sivil toplum yapısına ulaşabilmiş değildir. Ancak bu modele, bir ideal ölçüye çok yaklaşanlar vardır. Atatürk ilke ve inkılaplarının en nihayette hedefi ideal bir yapıya Türk toplumunu ulaştırmaktır. Bu ideal sivil toplum yapısına ulaşmak için önce bu insan toplum tipinin prototipini meydana getirmek gerekiyordu. Bunun içinde toplumun her yönünü ilgilendiren bir tür çalışmalar yapılmış ve bu prototipi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalardan günümüze kadar Türk toplum yapısında birçok gelişmeler değişmeler olmuştur. Ancak bugün hâlâ Avrupa Birliği’ne giremediğimize göre birçok alanda yeni düzenlemelere gidildiğine göre bu hedefe ulaşmak için epey mesafe kat etmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Ancak zamanla kararlı adımlarla bu normlara ulaşılacak ve Türk milleti dünya arenasında hak ettiği yeri alacaktır.

Bir toplum için çağın teknolojik gereklerine uymak bakımından güçlük fazla değildir. Teknolojileri uygulamaya koymak nispeten kolaydır. Nitekim ülkemizde en ileri teknolojiler yer yer uygulanmaktadır. Ancak “ Çağın tutumuna, tutumlarına, anlayışına, zihniyetine uyum sağlamak” denildiğinde durum karmaşık hale gelmektedir. Çünkü burada çağdaşlaşmak durumunda olan toplumun ve toplum deyince insanların yüzyıllardan beri gelip yerleşmiş sosyalleşme süreci içersinde bir kısım sosyal değerler sosyal normlar benimsenmiş tutuma inançla yerine yenilerini elde etmeleri, toplumsal tutumların değişmesi egemen standartların düşünce örneklerinin yerine başkalarının olması gerekecektir. Bu değişmeler olmadan gerçek anlamda “Çağdaş toplum” bitimine yani sivil topluma geçilemez ve dolayısıyla çağdaşlaşmak imkansızdır.

Atatürk, gerçekleştirdiği inkılaplarla ulaşmak istediği yeni toplumsal sistemin düzenin gerektirdiği zihniyeti taşıyan insan prototipini ortaya çıkarıp yaygınlaştırmadan toplumsal bir tipin örnek bireyi oluşturmasını sağlamadan yeni sistemin varlığının güvence altına alınıp sürekli kılınmasının mümkün olmayacağını biliyordu. Bu sebepledir ki iki hususa önem vermiştir.

Birincisi yeni sistemin güvencesi olarak gençliği ve gençleri sürekli vurgulamaktır.

İkinci olarak eğitim alanındaki inkılaplara büyük önem vermiş ve bunlara hiç vakit geçirilmeden girişilmesini öngörmüştür. Atatürk devrimleri böylece milli eğitim sisteminin başta gelen etkileyicisi olmuştur.

Bugün çağdaş toplumun “Türk insanı” profili yani prototipi Milli Eğitim Temel Kanunu’nda 14 madde halinde belirtilmiştir.

Çağdaş topluma geçiş çağdaşlaşma ülküsü bugün de Türk toplumu bakımından geçerlidir. Hayati değeri vardır. Atatürk’ün ölümünden bu yana geçen yıllarda toplum, sosyal sistem, düzen 1938'lerdeki yerinde kalmıştır. Elbette düşüncelerde, uygun ortamlarda, zihniyetlerde, toplumu oluşturan değişik kesimlerde bir kısım farklılıklar meydana getirmiştir. Hâlâ bunlardan bazıları Atatürk ideallerine negatif nitelikte olmuştur, olacaktır. Ama hiç kuşkusuz “Çağdaş sivil toplum”a ulaşmak hususundaki Atatürk ‘ün izinden ciddi oranda bireyler kaybetmiş değiliz. Evet; insan prototipinde zamana, olaylara göre değişmeler ortaya çıkabilir, bu kaçınılmazdır. Ama önemli olan “Çağdaş toplum”a ulaşma azminin bütün gücüyle devam etmesidir.

ATATÜRK  SAYFASI